ANNE OLMAK

ANNE OLMAK

Anne olduğumuz andan itibaren, bir dolu kaygı, endişe, sorumluluk hissetmeye başlarız.

Bebeklik yıllarında; ona iyi bakıyor muyum? Yeterli besliyor muyum? Düzgün gelişiyor mu? Boyu, kilosu iyi gidiyor mu? Aşılarını düzgün yaptırıyor muyum? Ateşlendiğinde havale geçirir mi?

Biraz daha büyüyüp, bisiklete binmek istediğinde, düşer bir yerini kırar mı?

 
Okul çağı geldiğinde iyi eğitim alacağı okulu seçebildim mi?
 
Arkadaşlarıyla dışarı çıktığında; arkadaşları onu kötü bir şeyler yapmaya teşvik eder mi?
 
Arkadaş edinmediğinde; çocuğum çok yalnız, hiç arkadaşı yok!
 
Fazla bilgisayar oynadığında; bilgisayar bağımlısı olacak.
 
Fazla kitap okuduğunda; gözleri bozulacak, uykusuz kalacak, sağlığı bozulacak.
 
Sürekli çocuklarımızın iyi olduğunu mutlu ve sağlıklı olduklarını bilmek isteriz.
 
Büyüdüğünde iş bulabilecek mi, iş bulduğunda işyerinde onu ezecekler mi? Evlendiğinde mutlu olacak mı?
 
Ya da evlenmeyip yuvadan uzaklaşmışsa; benim yokluğumda kendine bakabilecek mi?
 
En sonunda ben artık ölüme yaklaşırken; benim yokluğumda bu dünyada ona kim göz kulak olacak!?
 
Hayatta hep mutlu olsunlar isteriz ve karşılaştıkları tüm sorunlara çözüm bulmaya çalışırız ama bu davranışımız onlar için iyi bir şey yapıyorum zannederken kötü bir şey yapmaktır. Sorun onunsa, çüzümü de o bulmalıdır. Eğer biz çocuklarımızın tüm sorunlarını halledersek onlar kendi güçlerini fark edemezler, sorun çözme yeteneği edinemezler büyüyemezler ve kendilerine yeterli olamazlar.
 
Bırakalım kendi sorunlarını çözsünler, güçlerini fark etsinler, daha da güçlensinler ve kendilerine güvenleri artsın.
 
25 yaşına gelmiş ama ayakkabısının bağcığını bağlayamayan çocuk gördüm ben, hep annesi yaptığı için kendisi yapmayı öğrenememiş, öğrenmeyi denememiş bile.
 
Bebek yürümeyi öğrenmeye çalışırken onu sürekli gitmek istediği yere kucağımıza alıp götürsek hiçbir zaman yürüyemez. Biz onu kendi haline bırakırız, çabalar, düşer, kalkar, emekler, tekrar çabalar ve sonunda yürümeyi öğrenir.
 
Hayatın daha ileri safhalarında da o yürümeyi öğrenirken yaptığımız gibi biraz geride durup izlemek en iyisidir, onu yapabileceği yönünde teşvik etmek ve eğer isterse yardım etmek.
 
Bazı anneler biliyorum, çocuklarının ödevlerini yapıyorlar, onlara saatlerce ders çalıştırıyorlar. Sınavlarının ne zaman olduğunu, çocuğun çalışıp çalışmadığını sıkı sıkıya takip ediyorlar. Neredeyse tüm dersleri çocukları ile beraber çalışıyorlar, eğer bunu yaparsanız çocuk hiçbir zaman kendi sorumluluğunu almayı öğrenmez ve kendi çalışmaz. Okul çağındaysa, ona derslerinin onun sorumluluğu olduğunu, her şeyini kendisinin takip edip, yapması gerektiğini söylemelisiniz.
 
Yaptığımız bir diğer yanlış da ne kadar büyük olurlarsa olsunlar onları çocuk olarak görmek ve onların yerine karar vermek. Oysa ne kadar küçük olurlarsa olsunlar kararı onlara bırakmalı ve seçimlerine saygı duymalıyız ki karar vermeyi öğrenebilsinler. Bu davranışınız ben sana değer veriyorum, seçimine saygı duyuyorum duygusunu ona iletir ve bu da onun kararlı ve kendine güvenli olmasını sağlar.
 
Çcuk bazen bize sıkıntısını, sorununu anlattığında biz, hemen çözümler sıralamaya başlarız, oysa ki o sırada o yalnızca bizim onu dinlememizi istiyordur,çözüm bulmamızı değil.
 
“Annem beni dinlesin, anlasın.” Çocuğun isteği budur. Size bir derdini anlattığında ona çözüm bulmaya girişmeyin, yalnızca dinleyin ve duygusunu anladığınızı hissettirin, bu onu rahatlatacaktır. Çözümler önerdiğinizde bu onu sinirlendirir ve ona sanki kendi sorununun çözümünü bulacak kadar becerikli değilmiş hissini yaşatır.
 
Çocuğunuzun arkadaşı olmayın. Çocukların zaten her zaman bir çok arkadaşı olur ama anne ve babaları birer tanedir ve siz anne olmak zorundasınız. Anne ya da baba kimliğinizi bırakıp, çocuğun arkadaşı olursanız onun dengesi bozulur. Arkadaş gibi yakın olabilirsiniz, iletişiminiz çok iyi olabilir ama her zaman annesi ve babası olarak kalmalısınız.
 
Annelerin yaptığı en büyük yanlışlardan bir tanesi çocuğunu başkaları ile kıyaslamaktır. Bir başkasının çocuğunun ne kadar çalışkan, ne kadar başarılı olduğunu söylemek ve bu sözlerle çocuğun hırslanıp daha başarılı olmasını beklemek yanlıştır, bu çocuğu yaralamaktan başka işe yaramaz. Belki sizin çocuğunuz matematikte diğer çocuklar kadar başarılı değildir ama o çok iyi bir basketçi olacaktır kimbilir.
 
ve eleştirmeyi bırakın şunu yapamadın bunu yapamadın sen zaten beceremezsin neyi becerdin ki aslında onların çok şeyi hatta her şey ibecermelerini istiyoruz ama onlara sen beceremezsin diyoruz. biz sen beceremezsin deyince onlar beceremeyeceklerine inanıyorlar. bunun tersini söylemelisiniz sen yaparsıny, sen beceririn, sen yeteneklisiny, beceriklisin böyle söylediğinizde sizin kendisine inandığını görecek ve o da kendine inanancak ve yapabileceğinin en iyisini y apacak. eğer siz eleştirildinizse bunu söylemeye alışmışsınızdır hiç farkı8nda olmadan ağzınızdan çıkan kelimelerle çocukları yaralıyor olabilirsiniz. senden adam olmaz zaten neyi becerdin ki bugüne kadar. bunlar çocuklar için duyması çok yaralayıcı kelimeler.
 
bir insanın her şey de iyi olmasını beklemek çok saçma değil mi? Kimisi çok iyi bisiklete biner kimisi çok iyi hesap yapar. bizim anneler olarak görevimiz çocuğumuzun yeteneğinin ne olduğunu fark edip onu o yeteğine göre yönlendirmektir o zaman hayat başarısına katkıda bulunabiliriz.
 
tüm bunların yanında çok önemli bir şey çocukla iletişimimizin çok iyi olmasıdır. hayatında neler oluyor. mutlu mu mutsuz mu nereye gidiyor ne yapıyor ama bunları hesap sorar şekilde değil de sadece haberdar olarak yapmalıyız.
 
hayattaki tehlikelein neler olabileceğini onlara öğretip sonra da onlara güvenmemiz gerekiyor.
 
ömür boyu aç olup olmadıklarıyla çok ilgileniyoruz yemekler yapıp onları doyuruyoruz ama ruhlarının aç olup olmadığıyla çoğu zaman ilgilenmiyoruz. ruhun besini sevgidir ve çocukların sevildiklerini bilmeye ihtiyaçları var.
 
ben annesiyim tabii ki onu seviyorum ve bunu biliyordur diye düşünmeyin, çünkü bilmiyorlar. Ben büyüklerle çalışıyorum ve hepsi annem beni sevmedi babam beni sevmedi diye ağlıyorlar. sevildiklerini hiç hissetmemişler.
 
Biz anneyiz ne olursa olsun çocuğumuzu severiz ama çocuğumuz bunu anlayamaz ona bağırmamız bazen kendimizi tutamayıp onu tartaklamamız vurmamız onun ruhunda derin yaralar açar.
 
Geçenlerde bir danışanım annem neye kızarsa kızsın beni döverdi dedi. Tabii ki bu durumda annesinin kendisini hiç sevmediğini düşünmüş, oysa anne zor bir hayat yaşamış ve öfkesine hakim olamayan biri olduğundan çocuğunu sevmesine rağmen çok hırpalamış. anne böyle yaptığında çocuk güçsüz, kendine güvensiz, yetersiz ve değersiz hisseder ve suçlu hisseder.
 
Belki bizim annemiz sevgi dolu değildi, belki bize kötü davrandı belki de sevdiği halde sevgisini gösteremeyen bir insandı, bizi öpmedi, sarılmadı seni seviyorum demedi hiç belki onun annesi de öyleydi ama biz bunu bir yerde değiştirmek zorundayız. Şimdinin anneleri olarak bizden sonrasını değiştirmek bizim elimizde "Seni seviyorum." bu iki kelime yanyana geldiğinde bir sihir yaratır. Eğer hiç duymadınız ve söylemedinizse ilk söylediğinizde tuhaf ve komik gelecek ama kendinizi zorlayın aynaya bakın kendinize söyleyin sonra çocuklarınıza söyleyin ve onların yüzündeki ifadeyi izleyin. Sevgi iyileştiricidir, mucizedir, tüm yaraları sarar ve annenin kendisini sevdiğinden emin olmak bir çocuk için dünyadaki en güzel, en destekleyici, en güven verici şeydir. Sevdiğinizi bildiklerini düşünmeyin çünkü bilmiyorlar bunu duymaya ihtiyaçları var evinizdeki çiçeklerle bile konuşunca onlar daha güzel açmıyorlar mı, çocuklarınızın da daha mutlu, daha güçlü, özgüvenli olmasını istiyorsanız yapacağınız en önemli şey onlara sevdiğinizi söylemek.
 
Özlem Hatipoğlu
 
 Zihin detoksu yaptırmak, olumsuz duygu ve düşüncelerden kurtulmak için; Özlem Hatipoğlu ile çalışmak istiyorsanız, ozlmhatipoglu@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Özlem Hatipoğlu’nun farkındalık yaratan videolarını izlemek için youtube kanalına abone olabilir ya da diğer paylaşımlarını kaçırmamak için instagramdan ozlem_hatipoglu adıyla takip edebilirsiniz. Bu yazının altında bulunan simgeleri tıklayarak Özlem Hatipoğlu’nun sosyal medya hesaplarına ulaşabilirsiniz.